7 Haziran 2011 Salı

ihanetler ve çılgınlıklar!.....

EN ÇILGIN (!) PROJE’LERDEN BİRİ
           Mustafa Nevruz SINACI
           Tarih 19 Temmuz 2006, Anadolu Ajansı haberi:          
60 bin Türkçe öğretmenine ABD yolu gözüküyor; “Dünya'da Amerikan karşıtlığını artması sebebiyle 2007 -2008 eğitim öğretim yılında, Amerika'daki okulların yüzde 60'ında Türkçe, Rusça ve Çince, seçmeli yabancı dil dersi olarak konulacak. ABD Başkanı George W. Bush'un 'küresel birliktelik' çalışması olarak nitelenen yeni dil seçenekleri yasası, yılsonuna doğru ABD Temsilciler Meclisi'nde kabul edilecek. Üç yeni dil seçeneği için bütçeden 100 milyon dolar ek ödenek istenecek. Türkçe eğitim için 60 bin Türk öğretmen ABD'de iş fırsatı yakalayacak. ABD'de şu anda 100 bin civarında yabancı öğretmenin çalıştığını düşünürsek, 60 bin rakamı oldukça yüksek. Türkçe öğretmenleri bunu bir fırsat olarak değerlendirirken, ABD'nin adımına temkinli yaklaşanlar da var. Yasa resmileştikten sonra Türkçe öğretmen alımına başlanacak. Edinilen bilgilere göre; Liselerde görevli öğretmenler yıllık 38 ila 44 bin dolar, üniversitelerde çalışacaklar ise 40 bin ilâ 54 bin dolar kazanacak. Öğretmen seçerken aranan özelliklerden bazıları şöyle: Çok iyi derecede İngilizce ve Türkçe bilmek; 25 ila 30 yaş arasında olmak; Öncelikle Yurt dışında eğitim görmüş olmak ve Türkiye'den iyi bir referans gösterebilmek...”
            (Bakınız lütfen: http://www.tgrthaber.com.tr/news_view.aspx?guid=49f78e0b-a115-4a69-8ac5-7f6350194a1b http://www.egitimgazetesi.com/read_news.php?nID=76895)
            Tarih 21 Mayıs 2011. Süreci özenle takip eden, bir Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı dostum, beni bir “bilgi not” ile yeni gelişmelerden haberdar ediyor: 
            Sayın Mustafa Nevruz SINACI;  .....bu yeni bir gelişme, çok enteresan. Bana ABD barış gönüllüleri projesini hatırlattı. Onlardan sonra biliyorsun ülkemin gençliği sağ sol diye ayrıldı. Kıran kırana.. Halâ birbirimizi kırar dururuz... 2006’da üniversite için arşivlediğim ABD’nin alacağı 60 bin Türk öğretmen haberini de gönderiyorum.  İki haberi de karşına koy bak.. Guantanamo da ki eğitilen Kürtlerle birlikte düşün ve fotoğrafı gör. DES başkanı ile bu konuyu paylaş. MI6’nın muteberi 2 bin hocaya kadro bulamazken bunların kadrosu nereden maaşı nereden?.. Büyük bir ihanet tezgâhı daha başlıyor galiba!..”
21 Mayıs 2011 Yalcın Koçak, 18. Dönem Sakarya Milletvekili  
http://www.ogretmenatama.com/meb-personel/40-bin-misafir-ogretmen-geliyor.htm
            İŞTE, GERÇEK BİR "HAİN VE ÇILGIN" PROJE...
27 Mayıs 1960 kalkışmasını icra ve ifa eden "ihanet şebekesi" de aynı yolu kullanarak, ülkemize 13.000 dolayında CIA casusu getirtip; Bütün il, ilçe, kasaba ve 40 bin bakir köyü dolandırarak, kılcal damarlarımıza kadar "milli profilimizin mastır plânını” çıkarttırmışlardı.
Sonra malum ve menfur, dâhili ve harici bedhahlar tarafından "ihanetle mayalanmış mezar toprağı” serpildi; Kara büyü, menfur kâbus çöktü, çöreklendi insanların üstüne ve Türk milleti alçakça, kalleşçe çökertildi. Şimdilerde bu ihanet ve peşkeşin cezası çekilmekte...
EĞER!...
Evet; eğer ME Bakanı, onun akıl hocası, danışmanları ve şahsen sorumlu olduğu siyasi makamlar zerre kadar Türk ve İslâm; “Beyin iğfaline maruz kalmamış, akil, namuslu-dürüst, onurlu, soylu ve sorumlu" unsurdansa;, Türkiye de, “inadına yabancı dil ile eğitim ve öğretim zulmüne" son verilir; Buna mukabil, yabancı dil öğretiminde ‘Osmanlı modeli’ benimsenerek; Sadece "gerekli" kişilere "lüzumlu diller" öğretilir. Diğerleri için "yabancı dil" ihtiyari olur ve devletçe teşvik edilir; Politika: Türkçenin dünya dili olması yönünde şekillenir, yoğunlaşır ve olgunlaşır. Atatürk’ün, “Güneş Dil” teorisi tam ciddiyetle ele alınarak; ABD’ye 60 bin Türk Öğretmen konusu dayatılır. AB’ye de.. Aksi takdirde, AB kölesi veya Amerikan uşağı olma, kalma yolunda yürümek zorunda kalınacaktır. Başta hükümet, ME Bakanlığı, onurlu, sorumlu ve soylu vatandaşlar bu konuya sahip çıkmalıdır.
İyi insan, iyi vatandaş, erdemli ve sorumlu yöneticilere saygı bakidir.
Potansiyel hainler, dâhili ve harici bedhahlar ve işbirlikçiler kahrolsun.
            ****
MİLLİ EĞİTİM’İ HADIM ETME ÇABALARI
                                                                                     Mustafa Nevruz SINACI
İKO Şeref Başkanı Mustafa Nevruz SINACI ve MYK             


Milli Eğitim’imiz, 27 Aralık 1947’de imzalanan ve adı tarihe, "Fulbright Antlaşması" olarak geçen; "Türkiye ve ABD Hükümetleri arasında eğitim komisyonu kurulması hakkında Antlaşma” sonucu müfredat bütünüyle Amerikalı uzmanlar ve CIA tarafından, ABD çıkarları doğrultusunda biçimlendiriliyordu. Senatör Haydar Tunçkanat'ın "İkili antlaşmaların iç yüzü" ve "Amerikan Emperyalizmi ve CIA" adlı kitabında açıkladığı üzere, 27 Aralık 1947'de imza edilen Eğitim Komisyonu'yla ilgili anlaşmanın 5.maddesi şöyleydi:
“Komisyon; dördü TC vatandaşı ve dördü ABD vatandaşı olmak üzere sekiz üyeden kurulu olacaktır. Bunlara ek olarak Türkiye'deki ABD diplomatik heyetin başı (Büyükelçi) komisyonun fahri başkanı olacaktır. Komisyonda oyların eşit olması durumunda kesin oyu misyon şefi (büyükelçi) verecektir.” Komisyonun ABD vatandaşı olan 4 üyesinden ikisinin elçilikteki CIA mensupları arasından seçileceğinden kuşku duymamak gerek. Böylece CIA, MEB'na rahatça sızma imkânı bulacak, komisyon üyesi sıfatıyla öğrenci ve eğitim üyeleri arasında ajanlar devşirmekte hiçbir güçlükle karşılaşmayacak; Ayrıca, ders kitaplarına ABD propagandasının etkinliğini artırmak için malzeme hazırlayacaklardır.
O günden 2007 ye 58 yıldır, "Milli Eğitimimizi” ve daha pek çok icracı bakanlığımızı Amerikalı uzmanlar yönlendiriyor. Bu durun, 2007'de de böyledir ve “Fulbright Commision” adı altında Türk “Milli” Eğitimini biçimlendiren kurulun başında 2007'de Amerikan Büyük elçisi oturmaktadır.(bu gün de o kadar taviz verdiğimize göre bu şartlar muhtemelen aynı şekilde, belki daha da ağır şekilde devam etmektedir. Bundan daha ağır ne olacaksa?)
İsmet İnönü, Türkiye’nin “Amerikan Yarı-Sömürgesi” olduğunu açıklıyor:
Yalnızca MEB’nın değil, daha pek çok bakanlığın1949'dan beri Amerikalı uzmanlarca güdümlendiğine ilişkin acı gerçek, Türkiye'yi Amerikan yarı- sömürgesi durumuna düşürerek Türk ulusunun anlına bu lekeyi süren İsmet İnönü tarafından, yıllar sonra,1963'de "timsah gözyaşlarıyla" şöyle itiraf etmişti: "Hükümetin daha bağımsız ve kişilik sahibi bir dış politika izlemesi isteniyor. Herkes aynı şeyden söz ediyor. Nasıl yapacağım? Karar vereceğim ve işi ilgili teknisyenlere havale edeceğim. Onlar çalışma yapacaklar ve öneriler hazırlayacaklar. Yapabilirler mi bunu? Yapamazlar. Çünkü hepsinin çevresinde uzman denen yabancılar dolu. İğfal etmeye çalışıyorlar. Başaramazlarsa işi sürüncemede bırakmaya çalışırlar. O da olmazsa karşı tedbir alırlar. Bir görev veriyorum, sonuç bana gelmeden, Washington'un haberi oluyor. Sonucu memurlardan önce sefirden öğreniyorum. Bağımsızlık savaşından sonra Lozan'da asıl mücadele de bu uzmanlar konusunda oldu. Yoksa sınırlar zaten fiili durumdu. Tazminat işini 2 devlet aramızda çözerdik. Bütün mesele ve mücadele idaremize yapılmak istenen müdahale yüzünden çıktı. Bir tek uzman vermek için büyük ödünler vermeye hazırdılar. Dayattık. Biz onların neden ısrar ettiklerini biliyorduk.  Onlar da, bizim neden inatla red ettiğimizi çok iyi biliyorlardı. Böyledir bu işler, peygamber edasıyla size dünyaları vaad ederler. İmzayı attınız mı ertesi günü gelirler. Uzman personeli gelmiştir, teçhizatı gelmiştir, üsleri gelmiştir. Ondan sonra sökebilirsen sök artık. Gitmezler. Ancak, bu sorunun üzerine vakit geçirmeden mutlaka gitmek gerek. Yoksa ne bağımsız dış politika ne bağımsız iç politika güdemez, havanda su döversiniz. Sanmayın ki bu kolay bir iştir. Denediğinizde başınıza neler geleceği bilinmez..."
Türkiye'nin Şubat 1948'de 705 bin dolar olan döviz varlığını; Mayıs 1950'de eksi 12 milyon dolara; 1946'da 214 ton olan altın varlığını 1949 sonunda 123 tona indiren;, Devlet kasasında yeterince altın ve döviz bulunmasına karşın, borç alarak ülkeyi Amerika güdümüne sokan İsmet İnönü'nün bu yüz kızartıcı açıklamaları karşısında: "Madem bunları biliyordunuz, öyleyse niçin ABD ile antlaşmalar yaparken Türkiye'ye Amerikalı uzmanlar dolmasına neden olacak maddelere imza addınız?" demek gerekiyor. İ. İnönü'nün bu sözleri, kendisinin ülkeyi içine düşürdüğü durumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdiği gibi, onu, sözde bir kahraman, Cumhurbaşkanı, Başbakan olarak ne denli çaresiz olduğunu da ortaya koymaktaydı.
(*) ABD Türk eğitim sistemini nasıl ele geçirdi-3, Ahmet Efeoğlu.
                     Türkiye'nin Siyasal İntiharı - Yeni Osmanlı Tuzağı, Cengiz Önakıncı
                     e.MAİL .::.   gercek.demokrat@hotmail.com
                        WEB  .::.   mustafanevruzsinaci.blogspot.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme